29 Ekim 2009 Perşembe

Seyahatnâme-cik - I

Makedonya

50 günü çoktan geçti güzergâhımı sizlerle paylaştığımdan bu yana. İşte geçen bu süre zarfında çok güzel anlar yaşandı, hayatımızın geri kalanında güzel anılar olarak anlatılmak üzere. Öncelikle güzergâhımızı hatırlayalım:

Denizli -> İstanbul -> Sofya -> Üsküp -> Ohrid -> Üsküp -> Sofya -> İstanbul -> Denizli -> Kayseri -> İstanbul -> Seul -> Daejeon -> Busan -> Fukuoka -> Kyoto -> Osaka -> Tokyo -> İstanbul -> Kayseri.

Evet yolculuk planlandığı gibi Denizli'den başladı. İstanbul'a ulaştım fakat ilk sorun burada başladı: Bulgaristan Türk vatandaşlarına transit vize konusunda zorluk çıkardığı için Sofya planları yattı. Zorluk derken maddi çelişki'den bahsediyorum, şöyle ki:

İstanbul-Üsküp otobüs bileti: 60 € (gidiş-dönüş)
Bulgaristan için transit vize ücreti: 120 €
Vize almak için doldurulması gereken formların ücreti: 15 €
Biyometrik vesikalık ve ıvır zıvır masraflar: 10 € (en az)
Toplam: 205 €
İstanbul-Üsküp uçak bileti: 180 € (gidiş-dönüş)

Hadi diyelim işin maddi boyutunu geçtiniz, vize için koşuşturma, en az 10 gün bekleme süresi, 11 saat otobüs yolculuğu derken 1 saatlik uçak yolculuğu çok daha cazip geliyor.

Sonuç olarak 3 Eylül tarihinde Üsküp'te idim, Sevgili Ana'nın yanında... Makedonya'daki takvimimin ise Üsküp Bienali ile çakışıyor olması günlerimizin güzelliğine güzellik kattı.

Üsküp'ten sonra pusulamız Ohrid'i gösteriyordu ancak bu yol üzerinde Sevgili Ana'nın hazırladığı bir sürpriz vardı, güzel bir tren yolculuğu ile bize ulaşan: Bitola! Bizim daha çok aşina olduğumuz adı ile Manastır. Atatürk'ün Askeri İdâdî'yi bitirdiği, ilk ve -bence- son aşkını bulduğu, Makedon kızı Eleni ile Atatürk'ün aşkını anlatan şehir, Manastır!

İşte BİZ'e benzettiğimiz bir aşk hikayesinin yaşandığı şehrin sokaklarında, Bitola sokaklarında biz kendi hikayemizi yaşadık böylece...

Bitola'dan sonra planlandığı üzere Ohrid'e geçtik. Ohrid'de kaldığımız günlerden birinde sevdiğimiz bir şehri, Trpejca'yı yeniden ziyaret ettik. Yol haritamızdaki ikinci sapak da böyle oluştu.

Ohrid'de geçen güzel günlerin ardından tekrar Üsküp'e yola koyulduk. Son gecemizi geçirdiğimiz Üsküp'ten ayrılış vaktim geldi ve yine bir öncekine benzer hislerle döndüm İstanbul'a.

İstanbul'da bir Japon ve bir İskoç ile geçirdiğimiz güzel günün ardından Denizli'ye döndüm.

İşte Denizli'den Denizli'ye olan yolculuğun bu kısmı genel olarak bu şekilde geçti... Şimdiden çok uzun oldu bu yazı. Zaten bu sebeple parçalar halinde yazmaya karar verdim. Gelecek macerayı aktarana kadar sağlıcakla kalın...

Seyahatnâme-cik - 2: 1 Japon, 2 Türk, 1 İskoç
Seyahatnâme-cik - 3: Güney Kore
Seyahatnâme-cik - 4: Hiçbir Yer
Seyahatnâme-cik - 5: Japonya

0 yorum:

29 Ekim 2009 Perşembe

Seyahatnâme-cik - I

Makedonya

50 günü çoktan geçti güzergâhımı sizlerle paylaştığımdan bu yana. İşte geçen bu süre zarfında çok güzel anlar yaşandı, hayatımızın geri kalanında güzel anılar olarak anlatılmak üzere. Öncelikle güzergâhımızı hatırlayalım:

Denizli -> İstanbul -> Sofya -> Üsküp -> Ohrid -> Üsküp -> Sofya -> İstanbul -> Denizli -> Kayseri -> İstanbul -> Seul -> Daejeon -> Busan -> Fukuoka -> Kyoto -> Osaka -> Tokyo -> İstanbul -> Kayseri.

Evet yolculuk planlandığı gibi Denizli'den başladı. İstanbul'a ulaştım fakat ilk sorun burada başladı: Bulgaristan Türk vatandaşlarına transit vize konusunda zorluk çıkardığı için Sofya planları yattı. Zorluk derken maddi çelişki'den bahsediyorum, şöyle ki:

İstanbul-Üsküp otobüs bileti: 60 € (gidiş-dönüş)
Bulgaristan için transit vize ücreti: 120 €
Vize almak için doldurulması gereken formların ücreti: 15 €
Biyometrik vesikalık ve ıvır zıvır masraflar: 10 € (en az)
Toplam: 205 €
İstanbul-Üsküp uçak bileti: 180 € (gidiş-dönüş)

Hadi diyelim işin maddi boyutunu geçtiniz, vize için koşuşturma, en az 10 gün bekleme süresi, 11 saat otobüs yolculuğu derken 1 saatlik uçak yolculuğu çok daha cazip geliyor.

Sonuç olarak 3 Eylül tarihinde Üsküp'te idim, Sevgili Ana'nın yanında... Makedonya'daki takvimimin ise Üsküp Bienali ile çakışıyor olması günlerimizin güzelliğine güzellik kattı.

Üsküp'ten sonra pusulamız Ohrid'i gösteriyordu ancak bu yol üzerinde Sevgili Ana'nın hazırladığı bir sürpriz vardı, güzel bir tren yolculuğu ile bize ulaşan: Bitola! Bizim daha çok aşina olduğumuz adı ile Manastır. Atatürk'ün Askeri İdâdî'yi bitirdiği, ilk ve -bence- son aşkını bulduğu, Makedon kızı Eleni ile Atatürk'ün aşkını anlatan şehir, Manastır!

İşte BİZ'e benzettiğimiz bir aşk hikayesinin yaşandığı şehrin sokaklarında, Bitola sokaklarında biz kendi hikayemizi yaşadık böylece...

Bitola'dan sonra planlandığı üzere Ohrid'e geçtik. Ohrid'de kaldığımız günlerden birinde sevdiğimiz bir şehri, Trpejca'yı yeniden ziyaret ettik. Yol haritamızdaki ikinci sapak da böyle oluştu.

Ohrid'de geçen güzel günlerin ardından tekrar Üsküp'e yola koyulduk. Son gecemizi geçirdiğimiz Üsküp'ten ayrılış vaktim geldi ve yine bir öncekine benzer hislerle döndüm İstanbul'a.

İstanbul'da bir Japon ve bir İskoç ile geçirdiğimiz güzel günün ardından Denizli'ye döndüm.

İşte Denizli'den Denizli'ye olan yolculuğun bu kısmı genel olarak bu şekilde geçti... Şimdiden çok uzun oldu bu yazı. Zaten bu sebeple parçalar halinde yazmaya karar verdim. Gelecek macerayı aktarana kadar sağlıcakla kalın...

Seyahatnâme-cik - 2: 1 Japon, 2 Türk, 1 İskoç
Seyahatnâme-cik - 3: Güney Kore
Seyahatnâme-cik - 4: Hiçbir Yer
Seyahatnâme-cik - 5: Japonya

0 yorum: